KENDİM İÇİN YAZIYORUM... YAZDIKLARIM BİLGİM DIŞINDA KOPYALANIR YADA ALINTI YAPILIRSA YASAL İŞLEMLERE BAŞVURACAĞIM.
24 Kasım 2011 Perşembe
17 Kasım 2011 Perşembe
NEHİRDEN SEÇMELER-1
Spiral çizip koşa koşa gelip;
-Anne bak ne çizdim kocaman bir sangalyoz (salyangoz)
İlk ne olacaksın sorusuna
-Dişin doktoru, demişti.
Daha sonra izlediği çizgi filmden sonra aşçı olmaya karar verdi. Daha sonra izlediği tnkrbll çizgifilminden sonra peri olmaya karar verdi. Artık izlediği hiçbir film fikrini değiştirmiyor.
Ay onun için dolunaysa aydede, diğer bütün hallerini gördüğünde;
-Anne bak ay çekilmesi olmuş, diyor.
Ona ne zaman yeni birşey öğretsem, önce hevesle öğrenip yapıyor, sonra da bana;
-Öğretmene gerek yoktu ben zaten biliyordum diyor.
Canı sevdiği bişey istediğinde (abur cubur)
-Baba çarşıya gidelim mi diyor, çarşıya gidincede
-Ben çarşı dedim burda bişey yok diyor. Asıl gitmek istediği yer market olduğundan market onun için çarşı.
Tuvalet kağıtlarını yırtıp üzerlerine sürekli bişeyler çiziyor yada üzerideki şekilleri boyuyor. Bunu yapmamasını bu yüzden bir sürü ağaç kesildiğini yakında piknik yapmak için birtane bile ağaç kalmayacağını söyledim. Bir gün kaldırımda kesilmiş ağaç gördü, ağlamaklı bir sesle;
-Benim yüzümden kesilmiş, dedi.
Ablasıyla her telefon konuşmasında paket siparişi veriyor, pembe, kırmızı, mor.
Bir gün ablasıyla telefonda konuşurken, ablasına kuzucuğum dedim, en az iki saat
-Ne dedin sen ona hı ne dedin? Diye ağladı. Ablasına canım birtanem yavrum ne dersem diyeyim umrunda olmuyor, yeter ki kuzucuğum demiyeyim.
Bir yere gidecektik bana nasıl gideceğimizi sordu. Bende ona yürüyerek arabayla uçarak gidebiliriz dedim. tüm ciddiyetiyle bana:
- Sabartma anne sabartma, dedi. (abartma)
20 Ekim 2011 Perşembe
SÖZÜN BİTTİĞİ YER
Bu hafta Kahramanmaraş' a gelen ikinci şehit...
Rabbim anasına sabır versin... Sadece ona değil, diğer yirmi üç şehidin annesine de. Bende anneyim benimde oğlum var. O da askere gidecek. Diye bilirmiyim ki , benim evladım gitmesin, benim değil başka annelerin ciğeri yansın.HAYIR... Kimsenin içi yanmasın.
Ölüm nerede gelecekse orada gelecek. Allah ne yazdıysa o olacak. Rabbim herkesin evladını da benim evlatlarımı da korusun.
HEPİNİZ ALLAH'A EMANET OLUN...
ALLAHIM O ANALARA SABIR VER...
19 Eylül 2011 Pazartesi
MUTLULUK
Mutluluk...
Nasıl tarif edilir ki.
Benimde çocuk olduğum zamanlarda bir çocuk tanıdım, henüz dört beş yaşlarında. Evlerinin olduğu sokakta çocuklar oynarken o bir duvar dibine çökmüş, oynayan çocukları izliyordu. Kısacık kesilmiş saçları gözlerini kapatmasın diye siyah tel tokayla tutturulmuş. İncecik kollarıyla bacaklarını sarmış, üzerinde kısa kollu penye ve kırmızı yün külotlu çorap vardı. Siyaha yakın gözleri ışıl ışıl ama hüzün dolu...
Beni yanında götüren arkadaşım o sokaktan bir evin kapısını çaldı. Küçük tahta kapıdan bir bahçeye girdik. Yaşlı bir kadın bahçeden daha yüksekte beton bir zeminde oturuyordu. Arkadaşım elindeki poşetleri yaşlı kadına verdi. O içlerine bakıp şöyle bir bakıp şu anda hatırlamadığım bir isimle seslendi. Sokaktan içeriye o duvar dibindeki kız geldi. gözlerinde utangaç bir bakışla. Ona poşetten çıkardığı bir elbiseyi giydirdi. Kız tekrar sokağa çıktı. Biz de dışarı çıkmıştık Öyle mutlu, öyle kendinden emin duruşu vardı ki...
Artık külotlu çorapla olduğu için duvar dibine çökmüyordu onunda eteği vardı. Mutluluk o küçük kızın sokakta arkadaşlarıyla oynaya bilmesiydi hiç kimseden utanmadan...
Şimdi herkes tayt giyiyor, bu zamanda yaşansaydı bu olay ne o utanırdı, nede başkasının eski elbisesi onu mutlu ederdi.
Küçük kız hala yaşıyorsan umarım hayatın o gün nasıl mutlu olduysan hep öyle geçiyordur...
Her ne kadar bu söylediğime kendim bile inanmıyorsam...
Nasıl tarif edilir ki.
Benimde çocuk olduğum zamanlarda bir çocuk tanıdım, henüz dört beş yaşlarında. Evlerinin olduğu sokakta çocuklar oynarken o bir duvar dibine çökmüş, oynayan çocukları izliyordu. Kısacık kesilmiş saçları gözlerini kapatmasın diye siyah tel tokayla tutturulmuş. İncecik kollarıyla bacaklarını sarmış, üzerinde kısa kollu penye ve kırmızı yün külotlu çorap vardı. Siyaha yakın gözleri ışıl ışıl ama hüzün dolu...
Beni yanında götüren arkadaşım o sokaktan bir evin kapısını çaldı. Küçük tahta kapıdan bir bahçeye girdik. Yaşlı bir kadın bahçeden daha yüksekte beton bir zeminde oturuyordu. Arkadaşım elindeki poşetleri yaşlı kadına verdi. O içlerine bakıp şöyle bir bakıp şu anda hatırlamadığım bir isimle seslendi. Sokaktan içeriye o duvar dibindeki kız geldi. gözlerinde utangaç bir bakışla. Ona poşetten çıkardığı bir elbiseyi giydirdi. Kız tekrar sokağa çıktı. Biz de dışarı çıkmıştık Öyle mutlu, öyle kendinden emin duruşu vardı ki...
Artık külotlu çorapla olduğu için duvar dibine çökmüyordu onunda eteği vardı. Mutluluk o küçük kızın sokakta arkadaşlarıyla oynaya bilmesiydi hiç kimseden utanmadan...
Şimdi herkes tayt giyiyor, bu zamanda yaşansaydı bu olay ne o utanırdı, nede başkasının eski elbisesi onu mutlu ederdi.
Küçük kız hala yaşıyorsan umarım hayatın o gün nasıl mutlu olduysan hep öyle geçiyordur...
Her ne kadar bu söylediğime kendim bile inanmıyorsam...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

