Yazacaklarımın ne kadar inandırıcı olduğunu bilmiyorum. Tek bildiğim şey şimdi yazacaklarımın gerçek olduğu ve kendimin deneyimlerim olduğu. Üstelik birebir yazacaklarıma şahit olanların olduğudur...
Yazarken isimleri değiştirmeyeceğim, bazı filmlerde olduğu gibi isimler ve yerlerin adları değiştirilmiştir demiyorum. Çünkü benim hayatım benim deneyimlerim. Kurgu olan yerlere gelince zaten Kurgudur Gerçek Değildir diye yazacağım. İmla hataları için şimdiden özür dilerim diyeceğim ama, bu kaygılarla da yazmak istemiyorum.
DUYULAR DIŞI ALGILAMA
Yıllarca herkese altıncı hissim biraz kuvvetlidir, diye bir cümle kullandım. Adını koyamadığım olmadık yerde, beklemediğim anda gözümün önünde canlanan görüntüler için altıncı his dedim. Net olarak ilk gördüğüm de onsekiz yaşındaydım, öncesi var mıydı? Bence yoktu. İlk gördüğüm görüntü için yanımdaki kişiye:
-Annen yanına gelmiş gelme sebebi şu demiştim.
-Annem buraya da mı geldi yoksa ? dedi.
Gelmemişti o an gördüğüm görüntüyü arkadaşın bana gösterdiği fotoğrafla birebir aynıydı. Daha sonra dikkate alınmayacak kadar ufak tefek görüntülerdi.
Manisa' da esnaflık yapıyorduk. Esnaf komşumuz olan, Anne diyemeyeceğim kadar genç, ama bana yaptığı iyilikler yüzünden Cici Anne diye hitap ettiğim Hanife Ablam vardı. Oğlu Halit okuyordu, her boş zamanını annesine yardım ederek geçiriyordu. Liseye giderken yine bir esnaf komşumuz pastahane sahibi, Bodrum' da ki şubelerinde çalışması için Halit'i yanlarında götürmüştü. Bütün yaz orada çalışmış, okullar açılacak diye geri gelmişti. Dükkanın kapısına gelip:
-Ahsen abla sana bir şey anlatmam lazım, başıma bir şey geldi, dedi heyecanla.
Aynı anda gelen müşterileri görünce:
-Müsait olunca haber ver, dedi.
Müşteriler gidince geldi aynı heyecanla:
-Abla Bodrum'da iki kardeşle tanıştım, gelmeden bir kaç gün önce benimle konuşmak istedikler bir şey olduğunu söylediler. Bana " Halit senin bakışların çok farklı, çok derin bunu iyi şeyler için niye kullanmıyorsun? " dediler.
-Dini, dedim.
-Evet, dedi.
Elimle dur işareti yapıp:
-Bu kardeşlerle cam kenarında yuvarlak cam bir masada oturup konuşmuşsunuz, daha sonra sahilde yürümüşsünüz. Bu kardeşler buradaki arkadaşlarına pek benzemiyor dedim.
-Nasıl yani?
-Yani bunlar bir kot bir tişört giyip gezmiyor, Bodrum sıcağında bile takım elbise giyiyorlar, bunlardan birinin burnunda bir şey var. Diğerinin ayağında bir şey var. Aksamıyor ama bir şey var dedim.
-Pes, bu kadarını beklemiyordum abla. Kardeşlerden birinin burnu kavga sırasında kırılmış. Diğerinin ayağına gelince, sünger avına çıkıyormuş, bir gün vurgun yemiş ve baş parmağı kesilmiş.
Halit şaşkındı ama bende bunu nasıl bildiğimi bilmediğim için şaşkındım. Bu arada şunu da yazmalıyım ki o kardeşlere bende katılıyorum, Halit, Cici Annemin her zaman hayır duasını almış çok iyi bir evlattı, ama bakışları gerçekten çok derin, doğru kelimeyi bulmakta zorlanıyorum. Şöyle diyeyim göz göze geldiğinizde sizin bedeninizi değil, ruhunuzu gördüğünü, aklınızdakiler gördüğünü, yada en gizli sırlarınızın açığa çıktığını zannedersiniz. Hep onun çok iyi bir hipnozcu olabileceğini düşünmüşümdür, o jeolog oldu.
O dönem duru görülerim oldukça çoğalmıştı. Tetikleyen şeyin ne olduğunu bilmiyorum. Halit'le ilgili gördüğüm bir şeyi daha yazmak istiyorum. Kalabalık bir ortamda granür kahve içerken espiri olsun diye:
-Herkes fincanını kapatsın demiştim.
Herkes "bunun da falımı olur" diye gülmüştü.Bende :
-Olur
deyip, kapalı bir fincanı aldım bomboş fincana bakarak:
- Bak hanene ay doğmuş, hatta dolunay,
gibi sözler söylüyordum. Halit'in fincanını elime aldığımda ona da hanene ay doğmuş hemde dolunay dedim, hemen arkasından:
- Uzaktan bir kız geliyor otobüsle bu kızın bacakları çok uzun ayağında da siyah pantolon var, dedim.
Gerçekten uzaktan uzun bacaklı siyah pantolonlu bir kız gelmişti. Bu gelecekle ilgili gördüğüm ilk ve tek görüntüydü.
Korkmaya başlamıştım, inancım gereği günaha girmekten, Allah'a şirk koşmaktan korkuyordum. Kendi yaptığım bir şey yoktu, cinlerim yoktu, her şey kendiliğinden oluyordu. Bu korkuyla tekrar baskı altına aldım. Yada aldığımı zannettim.
Yaklaşık sekiz yıl önce bir gece geç bir saatte eşimin telefonu çaldı, eşim telefonla konuşup en büyük görümcemin aradığını küçük görümcelerimden birisinin eşiyle tartıştığını ablasının çağırdığını söyledi. Beni de yanında götürdü, ablasının kapısına geldiğimizde, ablası:
-Yoklar, dedi.Eşimde:
-Bizi niye çağırdın buraya ? deyince,
-Kocası sana getireceğim dedi, ama daha getirmedi, dedi.
Ben o anda:
-Çabuk, çabuk evlerine gidelim, demeye başladım.Eşim:
- Acelen ne? Sen burada kal biz annemle gideriz, deyince bir şey diyemedim, deseydim de inanmayacaktı.
O anda görümceme eşinin bıçakla saldırdığını görmüştüm. Evinde beklemeye başladığımız görümcem, bana kavgalarının sebebini söylediğinde hiç şaşırmamıştım. Oyunculuk yeteneğim hiç olmadığı için rol de yapamadım. Ona da ben hiç şaşırmadım biliyordum, yaklaşık üç yıl önce yani 2003 de kavgaya sebebiyet veren olay o tarihlerde vardı görmüştüm. Yıl 2006 olmuştu ve gördüğüm tekrar doğrulanmıştı. Görümcem o gece eşinden çok kötü dayak yemiş şekilde ablasına gelmişti. Bir kaç gün sonra bize geldiğinde kendisini daha da toparlamıştı. O bana olayları o geceyi anlattı, bir ara eline bıçak aldığını bir şekilde elinden düşürtüp çamaşır makinesinin altına ayağıyla itekleyip sakladığını söyledi.
Bu konuyla ilgili bir sürü araştırma yaptım, bana yardım edebilecek kişilere ulaşmaya çalıştım, birkaç örnek vereyim, bu tür konular hakkında bilgisi olan ünlü bir psikoloğa(H.K) mail yazdım. Yazdığım mail yollamadan silindi. Daha sonra Duyular Dışı Algılama, Öngörüler ve Evrenin Gizemi (www.evrenindili.com) diye bir site buldum benim gibi bir çok kişi vardı. hemen üye oldum. Giriş yapmam için mailime gönderecekleri şeyi hala bekliyorum. Sanki görülmez bir şey beni bilgi almam için engelliyor gibiydi. Hala buna inanıyorum artık benim gibilere ulaşmak gibi bir derdim yok.
2011 de NLP ile tanıştım. Bu konuyla ilgi cdler izledim. Kısaca kişisel gelişim programıydı. Aynı yıl Manisa'ya ailemi ziyarete gittiğimde kız kardeşimde NLP den bahsediyordu, ama benim izlediğimden çok farklı bir NLP idi. Başka birinin beynine girmekten bahsediyordu. Onun duygularını, düşüncelerini hissetmekten. Bunu arkadaşı Serap yapıyordu, ve anlatırken oldukça heyecanlanıyordu. Serap benimde dükkanda olduğum bir gün oraya geldi.
- Gel bakayım buraya neymiş bu NLP bana bir anlat, diyerek kolundan yukarıya doğru sürükledim.
Bana bunu herkesin yapabileceğini, oğlunu tedavi için götürdüğü psikoloğun tedavi yöntemi olarak uyguladığını anlattı. Üstelik bu kişinin bütün Türkiye'de tanınan tıp doktoru S.A. kızıydı. Serap bana:
-Sende yapabilirsin, herkes yapabilir, Ahu senin buna çok açık olduğunu söyledi,dedi.
Denemek istediğimi ama korktuğumu da söyledim. Sonra bana şunun bunun deyip isimler söylemeye başladılar. Ben:
- Hiç tanımadığım, kendisi ile ilgili geçmişte de hiçbir bilgim olmayan ama sizin tanıdığınız olsun doğruluğunu siz söyleyin, dedim.
Bu kişi Serap'ın kocası olmasına karar verildi. Hiç görmemiştim, hakkında hiç bir şey bilmiyordum. Serap ve Ahu tanıyordu, söylediklerimin doğruluğunu onaylaya bilirlerdi.
Serap arkama geçti eliyle sırtımı sıvazlarken kulağıma da Rabbimin izniyle diye fısıldayıp kocasının ismini söyledi. Bir kaç saniye sonra yüzüme bir maskenin yaklaştığını gördüm, mask yüzüme yapıştı ve ben maskdan dışarı bakıyor gibiydim hem bendim hem değildim. İlk önce maskı tarif ettim.
-Kalın,gür ve siyah saçları, kaşları, bıyıkları olan biri mi? dedim.
Gülmeye başladılar, Serap anahtarlığını bana uzattı, kocasının resmi vardı.
-İşte bu adamın yüzü mask olarak yüzüme yapıştı, dedim.
Serap karşımda oturmuş, kocasına olan bütün öfkesini, nefreti sayıp dökmeye başladı. Ben cevap veriyordum, bir yandan öfkem arttıkça vücudum uyuşuyor oturduğum koltuğa sanki daha da yapışıyordum. Serap arada gülerek Ahu'ya dönüp:
-Görüyor musun mimiklerine bak, aynı onun verdiği cevaplar, diyor Ahu ise şaşkın bir halde başıyla onaylıyordu.
Vücudumun uyuştuğunu söylediğimde, Serap kocasının sinirlendiğinde böyle olduğunu söylüyordu. Bir ara öfkeyle:
-Elimde olsa ağabeyine komşu olurdum, seni ona her gün şikayet ederdim, dedi.
Birden acı hissettim.
-Bir dakika abisi yaşamıyor değil mi? dedim.
-Evet, bu konuda da kendisini suçluyor dedi.
-Niye diye sordum
- Konya'ya köylerine gidecekmiş son anda vazgeçmiş onun yerine ağabeyi gitmiş ve orada ölmüş dedi.
O anda gördüklerimi söylemeye başladım:
-Bir ev görüyorum kare planda, büyük bir bahçe içinde ev yüksek bahçeden eve merdivenle giriliyor. Bir meydan görüyorum karşıda bir park yada okul bahçesi var, duvarın arkasında seyrek ağaçlar var. Duvarın ön tarafında kalabalık var gençler kavga ediyor güneşli bir gün kavga sırasında yerden toz kalkıyor.
-Akrabası en samimi arkadaşıyla kavga ederken ayırmak için aralarına giriyor, bu arda da bıçaklanıp ölüyor, hiç bir suçu yokken, diye açıklama yapıp bana:
-Katil kim? Diye sordu
-Çok uzakta kalıyor, siyah gömlekli kimse o, dedim.
Sonra arkama geçip aynı şekilde çıkmamı sağladı hepimiz şaşkındık. Bunu bir kez daha denemek istedim. Serap'ın akrabalarından birisi seçildi, dış görünüş olarak sarışındı, karakter olarak ukala kendini beğenmiş biriydi. Bana söylediği şeylerden yada sorduklarından biri şuydu:
-Geçmişi düşününce hiç pişmanlığın var mı?
-Nasıl yani?
Hızlı bir şekilde
-Baban, annen, ablan, kardeşin
-Bir şey hissettim, yavaş yavaş tekrar et,
-Baban...Annen...Ablan
-Annesi yaşamıyor dimi?
-Bir kadın görüyorum saçları kısa ama çok kısa değil omuzlarında, yerde sanki bir şeyden korkup yerde geri geri gidip koltuk yada çekyata dayanmış. Bulunduğu oda karanlık kapının karşısında başka bir oda var gibi orada büyük bir pencere var ben ağaçları görüyorum kapıda olabilir dedim.
-O ev dördüncü kattaydı, evin önündeki ağaçların dalları görünüyordu, dedi. Komiser emeklisiydi kendi silahıyla intihar etti, yada öyle dendi bir sürü araştırma yaptılar ama intihar sonucuna vardılar, dedi.
- Bu bence intihar değil, dedim.
-O zaman katil kim?
- Benim gördüğüm açıdan göremiyorum, yan tarafımda uzun boylu biri var ama gölgede göremiyorum. Aklıma bir şey geldi, beni teyzenin beynine geçmeme yardım et sana kim olduğunu söyleyeyim, dedim.
Kız kardeşim buna karşı çıktı.
-Hayır, anlattıkları beni korkutuyor, ayrıca öğrensen ne olacak sen eniştenden şüpheleniyorsun ama o da öldüğüne göre eline ne geçecek, dedi bunu yapmamızı engelledi.
Serap ve Ahu NLP yi o benim hakkımda ne düşünüyor, bu benim hakkımda ne düşünüyor gibi kullanıyordu. Bir nevi falcılık gibi.
Bense şunu keşfetmiştim doğru sorularla yararlı şeyler yapabilirdim.Yada bu bir polisin işine çok yaraya bilirdi. Yukarıda yazdığım her şey gerçektir.
Artık "DUYU DIŞI ALGILARIMI" durdurmaya çalışmıyorum...
Kahramanmaraş'a döndükten sonra günlerce bu konuyu düşündüm. Serap bana bunu kendin de yapabilirsin demişti. Yaşayan kişiler üzerinde denedim. Maskeyi takmak benim için çok kolaydı, ama çıkarmakta çok zorlandım. Bu da beni çok halsiz ve unutkan yapıyordu.
Not: Doktorların isimlerini kısalttım, onların bilgisi olmadan kullanmak istemediğim için.
Bu konuyla ilgili bir sürü araştırma yaptım, bana yardım edebilecek kişilere ulaşmaya çalıştım, birkaç örnek vereyim, bu tür konular hakkında bilgisi olan ünlü bir psikoloğa(H.K) mail yazdım. Yazdığım mail yollamadan silindi. Daha sonra Duyular Dışı Algılama, Öngörüler ve Evrenin Gizemi (www.evrenindili.com) diye bir site buldum benim gibi bir çok kişi vardı. hemen üye oldum. Giriş yapmam için mailime gönderecekleri şeyi hala bekliyorum. Sanki görülmez bir şey beni bilgi almam için engelliyor gibiydi. Hala buna inanıyorum artık benim gibilere ulaşmak gibi bir derdim yok.
2011 de NLP ile tanıştım. Bu konuyla ilgi cdler izledim. Kısaca kişisel gelişim programıydı. Aynı yıl Manisa'ya ailemi ziyarete gittiğimde kız kardeşimde NLP den bahsediyordu, ama benim izlediğimden çok farklı bir NLP idi. Başka birinin beynine girmekten bahsediyordu. Onun duygularını, düşüncelerini hissetmekten. Bunu arkadaşı Serap yapıyordu, ve anlatırken oldukça heyecanlanıyordu. Serap benimde dükkanda olduğum bir gün oraya geldi.
- Gel bakayım buraya neymiş bu NLP bana bir anlat, diyerek kolundan yukarıya doğru sürükledim.
Bana bunu herkesin yapabileceğini, oğlunu tedavi için götürdüğü psikoloğun tedavi yöntemi olarak uyguladığını anlattı. Üstelik bu kişinin bütün Türkiye'de tanınan tıp doktoru S.A. kızıydı. Serap bana:
-Sende yapabilirsin, herkes yapabilir, Ahu senin buna çok açık olduğunu söyledi,dedi.
Denemek istediğimi ama korktuğumu da söyledim. Sonra bana şunun bunun deyip isimler söylemeye başladılar. Ben:
- Hiç tanımadığım, kendisi ile ilgili geçmişte de hiçbir bilgim olmayan ama sizin tanıdığınız olsun doğruluğunu siz söyleyin, dedim.
Bu kişi Serap'ın kocası olmasına karar verildi. Hiç görmemiştim, hakkında hiç bir şey bilmiyordum. Serap ve Ahu tanıyordu, söylediklerimin doğruluğunu onaylaya bilirlerdi.
Serap arkama geçti eliyle sırtımı sıvazlarken kulağıma da Rabbimin izniyle diye fısıldayıp kocasının ismini söyledi. Bir kaç saniye sonra yüzüme bir maskenin yaklaştığını gördüm, mask yüzüme yapıştı ve ben maskdan dışarı bakıyor gibiydim hem bendim hem değildim. İlk önce maskı tarif ettim.
-Kalın,gür ve siyah saçları, kaşları, bıyıkları olan biri mi? dedim.
Gülmeye başladılar, Serap anahtarlığını bana uzattı, kocasının resmi vardı.
-İşte bu adamın yüzü mask olarak yüzüme yapıştı, dedim.
Serap karşımda oturmuş, kocasına olan bütün öfkesini, nefreti sayıp dökmeye başladı. Ben cevap veriyordum, bir yandan öfkem arttıkça vücudum uyuşuyor oturduğum koltuğa sanki daha da yapışıyordum. Serap arada gülerek Ahu'ya dönüp:
-Görüyor musun mimiklerine bak, aynı onun verdiği cevaplar, diyor Ahu ise şaşkın bir halde başıyla onaylıyordu.
Vücudumun uyuştuğunu söylediğimde, Serap kocasının sinirlendiğinde böyle olduğunu söylüyordu. Bir ara öfkeyle:
-Elimde olsa ağabeyine komşu olurdum, seni ona her gün şikayet ederdim, dedi.
Birden acı hissettim.
-Bir dakika abisi yaşamıyor değil mi? dedim.
-Evet, bu konuda da kendisini suçluyor dedi.
-Niye diye sordum
- Konya'ya köylerine gidecekmiş son anda vazgeçmiş onun yerine ağabeyi gitmiş ve orada ölmüş dedi.
O anda gördüklerimi söylemeye başladım:
-Bir ev görüyorum kare planda, büyük bir bahçe içinde ev yüksek bahçeden eve merdivenle giriliyor. Bir meydan görüyorum karşıda bir park yada okul bahçesi var, duvarın arkasında seyrek ağaçlar var. Duvarın ön tarafında kalabalık var gençler kavga ediyor güneşli bir gün kavga sırasında yerden toz kalkıyor.
-Akrabası en samimi arkadaşıyla kavga ederken ayırmak için aralarına giriyor, bu arda da bıçaklanıp ölüyor, hiç bir suçu yokken, diye açıklama yapıp bana:
-Katil kim? Diye sordu
-Çok uzakta kalıyor, siyah gömlekli kimse o, dedim.
Sonra arkama geçip aynı şekilde çıkmamı sağladı hepimiz şaşkındık. Bunu bir kez daha denemek istedim. Serap'ın akrabalarından birisi seçildi, dış görünüş olarak sarışındı, karakter olarak ukala kendini beğenmiş biriydi. Bana söylediği şeylerden yada sorduklarından biri şuydu:
-Geçmişi düşününce hiç pişmanlığın var mı?
-Nasıl yani?
Hızlı bir şekilde
-Baban, annen, ablan, kardeşin
-Bir şey hissettim, yavaş yavaş tekrar et,
-Baban...Annen...Ablan
-Annesi yaşamıyor dimi?
-Bir kadın görüyorum saçları kısa ama çok kısa değil omuzlarında, yerde sanki bir şeyden korkup yerde geri geri gidip koltuk yada çekyata dayanmış. Bulunduğu oda karanlık kapının karşısında başka bir oda var gibi orada büyük bir pencere var ben ağaçları görüyorum kapıda olabilir dedim.
-O ev dördüncü kattaydı, evin önündeki ağaçların dalları görünüyordu, dedi. Komiser emeklisiydi kendi silahıyla intihar etti, yada öyle dendi bir sürü araştırma yaptılar ama intihar sonucuna vardılar, dedi.
- Bu bence intihar değil, dedim.
-O zaman katil kim?
- Benim gördüğüm açıdan göremiyorum, yan tarafımda uzun boylu biri var ama gölgede göremiyorum. Aklıma bir şey geldi, beni teyzenin beynine geçmeme yardım et sana kim olduğunu söyleyeyim, dedim.
Kız kardeşim buna karşı çıktı.
-Hayır, anlattıkları beni korkutuyor, ayrıca öğrensen ne olacak sen eniştenden şüpheleniyorsun ama o da öldüğüne göre eline ne geçecek, dedi bunu yapmamızı engelledi.
Serap ve Ahu NLP yi o benim hakkımda ne düşünüyor, bu benim hakkımda ne düşünüyor gibi kullanıyordu. Bir nevi falcılık gibi.
Bense şunu keşfetmiştim doğru sorularla yararlı şeyler yapabilirdim.Yada bu bir polisin işine çok yaraya bilirdi. Yukarıda yazdığım her şey gerçektir.
Artık "DUYU DIŞI ALGILARIMI" durdurmaya çalışmıyorum...
Kahramanmaraş'a döndükten sonra günlerce bu konuyu düşündüm. Serap bana bunu kendin de yapabilirsin demişti. Yaşayan kişiler üzerinde denedim. Maskeyi takmak benim için çok kolaydı, ama çıkarmakta çok zorlandım. Bu da beni çok halsiz ve unutkan yapıyordu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder