Bundan on onbeş yıl önce, hayatımdan bahsederken ne kadar çok olaya güldüğümü görünce ben bunları yazmalıyım diye düşünmüştüm. İşin zor tarafı nereden başlamalıydım, en baştan başlasam iyi olurdu. Öyle bir yazma isteğim vardı ki, ilham perisi bu olsa gerek, elime bir defter bir kalem aldım. Başladım düşünmeye, aslında kafamda bir plan vardı ama, o plana göre çocukluğumdan başlayacaktım. Yaşadığım ne kadar beni üzen olay varsa aklıma geliyor, bir tane komik olay yok. Okul yıllarından not alayım sonra bir düzenleme yaparım dedim, yine aynı şey oldu. Bu kadarla kalsa, olaylar aklıma geldikçe gözlerim de doluyordu. Aklıma gelenleri yazsam, ikici bir Kemalettin Tuğcu çok rahat olurum diye kendime çok güldüm.
Sanırım beni bu konuda yazmaya çalışmam o dönemde okuduğum Mina Ungan'ın Bir Dinozorun Anıları adlı kitabıydı. O zamanlar farkında değildim. Bir ay kadar önce kitaptan okuduğum bir yeri hatırlayıp birine tavsiyede bulunmuştum. Yazdıklarımda imla hataları, yanlış kurulmuş cümleler her şey olabilir. Bunu çok önemsemiyorum. Sadece aklıma gelenleri unutmamak için yazacağım. Biliyorum ki büyük kızım bir gün bunları değerlendirecektir.
Öncelikle soy ağacımdan kısaca bahsetmem gerekiyor, bu önemli benim için. Yanlış anlaşılmasın benim hiç paşa dedelerim yada saray soyundan gelen ninelerim yok. Hayatımın neden çok renkli olduğunu anlatabilmek açısından önemli.
Babamın tarafı; Dedem Kula'nın Balıbey köyünden Kaçak Mustafa, yanlış anlaşılmasın kaçakcı yada suçlu olduğu için değil öğretmen okulundan birinci yılın sonunda okuldan kendini mezun ettiği için böyle tanınıyor. Kısaca anlatayım, Öğretmen okulunda henüz birinci sınıf öğrencisiyken, okul müdürleri yazısı güzel diye dedeme, mezun olacak öğrencilerin diplomalarını yazmasını istemiş. Dedeciğim de bir tane kendine yazmış ve birinci sınıftan kendini mezun etmiş. Köyüne gelmiş, köyde okuma yazma bilmeyen kim varsa zorla hatta dayakla toplayıp okuma yazma öğretiyormuş. Bir gün köylü dedemi yetkililere şikayet etmiş, bir müfettiş gönderilmiş. Tesadüf bu ya okuldan bir öğretmeni gelmiş. Dedemden diplomasını istemiş, diplomayı yırtarken, ben bunu görmemiş olayım sende bu işi bırak demiş ve gitmiş. Babamın dedesi de aynı köyden Gök İmam. Gerçekten imammış, Gök denmesinin sebebi ise gözlerinin gök mavisi olması sanırım yada boyunun iki metre iki santim olması da olabilir. Babaannelerime gelince babamın annesi, o bölgeye bir zamanlar göçle gelip yerleşmiş Moğol Türklerinin Kantuk boyundan. Babannemi hiç tanıyamadık Babam altı yaşındayken vefaat etmiş. Bunu yazarken utanıyorum (üvey) babaannem Bulgaristandan göçen Tatar Türklerinden. İki amcam , ikide halam var. Ben onları yakından tanıdığım da oniki yaşındaydım. Dedeciğim vefaat ettikden sonra...
Anne tarafım; Dedem aslen Afyonlu, Nazilli' ye yerleşmişler. Anneannem ise aslen Selanik muhaciri(abe macırız be ya), önce Tekirdağ Malkara'ya (bütün teyzeleri, halaları, amcaları ordadır,) sonra Nazilli'ye yerleşmişler. daha sonra anneanemle dedem Manisa' ya yerleşmiş. Babamı da mensucat spor Alaşehir'den transfer etmiş. Babam da Manisa'ya böyle gelmiş. Dedem fabrikda babamın usta başıymış.
Ben anne tarafında büyüdüm, daha doğrusu anne tarafının anne tarafının macırız tarafıyla. Annem ve babam Almanya'ya çalışmak için gidince kız kardeşimle anneannemler kalmıştık. Bunu da yazmam gerekiyor, iki kardeşim babama, babamda annesine benzerdi. Gözleri çekikdir, koyu yeşil yada yeşile yakın ela gözleri vardır. Ben ise anneme benzerim. Yaşadığım olaylarda kardeşlerimle benzemiyor olmam da önemli yer tutuyor.
Bu kadar bilgiden sonra artık Hayatım Komediyi yazabilirim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder